6 Şubat: Enkazın Altından Yükselen Vicdan
05 Şubat 2026

6 Şubat: Enkazın Altından Yükselen Vicdan

6 Şubat sabahı bu ülke uykusundan acıyla uyandı. Saatler ilerledikçe sadece binaların değil, hayatların da yıkıldığını gördük. Her siren sesi, her görüntü, her isim kalbimizde yeni bir boşluk açtı. O gün hepimiz aynı duyguda buluştuk: çaresizlik ve derin bir hüzün.

Ama o karanlığın içinden bir ışık da doğdu. Enkazların arasında sessizce büyüyen bir ışık… Gönüllülük. Hiç tanımadığı insanların yardımına koşanlar, “Ben ne yapabilirim?” diye sorup yola çıkanlar, uykusunu, zamanını, yüreğini ortaya koyanlar bu ülkenin en güçlü yanını gösterdi. O anlarda gönüllülük, bir tercih değil; insan olmanın en sade, en yalın hâliydi.

Bir elin başka bir ele uzanması bazen bir hayat kurtardı, bazen sadece bir gözyaşını durdurdu. Ama her durumda umut oldu. Çünkü afetin en ağır yükü yalnızlık hissidir ve gönüllüler o yalnızlığı parçaladı. “Buradayız” demek, “yalnız değilsin” demekti.

Bugün dönüp baktığımızda şunu açıkça söylemeliyiz: Gönüllülük afet anlarında tesadüfe bırakılamaz. Bu bilinç önceden inşa edilmelidir. Okullarda, mahallelerde, kurumlarda; çocuklarımıza küçük yaşlardan itibaren dayanışmayı öğretmeliyiz. Çünkü enkazdan önce vicdanın ayakta kalması gerekir.

6 Şubat bize acının ortak, sorumluluğun ise paylaşılınca anlamlı olduğunu hatırlattı. Kaybettiklerimizi geri getiremeyiz; ama onların hatırasına yakışır bir toplum inşa edebiliriz. Gönüllü olmak, sadece bir yardım faaliyeti değil; bu ülkenin yarınlarına verilen bir sözdür.

Unutmadık.
Unutmayacağız.
Ve bir daha aynı acıları yaşamamak için, gönüllülüğü bir günün değil, bir ömrün meselesi hâline getireceğiz.