02 Ocak 2026

Birlikte Hareket Ettikçe Umut Büyür

Dört yıl önceydi. Sosyal medyada karşıma çıkan küçük bir ilanla başladı her şey. “Kedi ve köpeklere kulübe yapımı” diyordu. Belki çoğu kişinin birkaç saniye bakıp geçtiği bir paylaşımdı ama bende bir kapı araladı. Umut Vagonu Topluluğu Derneği ile tanışmam böyle oldu. O gün farkında değildim ama sadece bir ilana değil, bir yolculuğa dâhil olmuştum.

O zamana kadar sokaktaki canlar için yaptığım mama paylaşımlarını tek başıma, imkânlarım ölçüsünde sürdürüyordum. Niyet vardı, emek vardı ama bir yerlerde eksik kalan bir şey de hissediliyordu. Birlik eksikti. “Birlikte olsak daha güçlü olmaz mıyız?” sorusu zihnimden hiç çıkmıyordu. Umut Vagonu’yla birlikte bu sorunun cevabını yaşayarak gördüm. Çünkü gönüllülük, çoğu zaman tek başına yapılan iyilikten değil; omuz omuza durabilmekten güç alıyordu.

Bugün bu dernekte başkan yardımcısıyım. Ama bu benim için bir makam değil, bir sorumluluk. Gönüllülük; insanların yalnız olmadıklarını hissettikleri, düştüklerinde kaldırılacak bir elin mutlaka bir yerlerde var olduğunu bildikleri bir duygudur. Umut, adalet, heyecan ve insaniyet… Bu kavramlar soyut değildir; sahaya indiğinizde, emek verdiğinizde, yorulduğunuzda anlam kazanır.

Ben gönüllülüğü çok uzun zamandır başka bir alanda daha yaşıyorum: sporda. Bir beden eğitimi öğretmeni olarak sporun insan hayatındaki yerini sadece fiziksel gelişim üzerinden okumuyorum. Spor; sabrı öğretir, disiplini öğretir, kaybetmeyi kabullenmeyi ama vazgeçmemeyi öğretir. En önemlisi de insanı insanla buluşturur. Aynı sahayı paylaşan bireyler, farklı hayatlara sahip olsalar bile ortak bir hedef etrafında birleşirler.

Spor, bireyin kendini tanıma yolculuğudur. Sınırlarını fark etmesini sağlar. “Yapamam” dediği noktada bir adım daha atabileceğini öğretir. Bu yönüyle spor, gönüllülüğe çok benzer. Çünkü gönüllülük de insanı konfor alanından çıkarır. Yorulursun, zamanından verirsin, bazen karşılık bile görmezsin ama yine de devam edersin. Çünkü bir yerde bir hayatın değiştiğini bilirsin.

Özellikle gençler için spor, sosyalleşmenin en güçlü araçlarından biridir. Kendini ifade edemeyen bir çocuk sahada açılır, içine kapanık bir genç takım arkadaşlığıyla güçlenir. Paylaşmayı, yardımlaşmayı, adil olmayı öğrenir. İşte bu değerler, sahada kazanılıp hayata taşındığında gerçek bir toplumsal dönüşüm başlar.

Umut Vagonu’ndaki gönüllülük anlayışıyla sporun felsefesi tam da burada kesişiyor. İkisi de hareket ister. İkisi de emek ister. Ve ikisi de insanı yalnızlıktan çıkarıp “biz” duygusuyla buluşturur. Birlikte hareket ettiğimizde, hem sahada hem hayatta umut daha gür çıkar.

Benim hikâyem küçük bir ilanla başladı. Ama bugün biliyorum ki asıl mesele nasıl başladığı değil, kimlerle yürüdüğün. Umut Vagonu’yla, sporla ve gönüllülükle öğrendiğim en temel şey şu oldu: Umut, hareketsiz kalınca değil; birlikte yürüyünce büyür.