Bir Bozkır Masalı ve Umut Vagonu
13 Haziran 2026

Bir Bozkır Masalı ve Umut Vagonu

"Artık yeniden başlamaya korkmayan Aysel Öğretmen..." Kendimi bugün tam olarak böyle tanımlıyorum. Oysa bu cümlenin ardında, sabırla dokunmuş koca bir üç yıl saklı.
Bundan üç yıl evvel, kalbi sınıfının özlemiyle çarpan, henüz öğrencilerine resmen kavuşamamış atanmamış bir sınıf öğretmeniydim. Bir gün, bir okulun duvarlarını renklendirmek için açılan bir gönüllülük duyurusu çıktı karşıma. İçimdeki çocuk sevgisiyle, "Çocuklar için ne yapabilirim?" diyerek çıktım yola. Okulların boyasına, çocukların neşesine ortak olarak içimdeki o dinmek bilmeyen öğretmenlik özlemini dindirmeye çalıştım. Fakat ne yaparsam yapayım, gün çekilip de geceleri kendimle baş başa kaldığımda ruhumun bir yanı hep eksik, hep mahzundu. Bir şeyler yarım kalıyordu.
Sonra bir gün, hayatıma dokunan kıymetli bir idarecimin kelimeleri yankılandı odada: "Sen o kürsüyü, o sınıfı hak ediyorsun. Gir ve kazan o sınavı.”
Meğer ruhumun ihtiyacı olan tek şey, karanlığı dağıtacak küçük bir kıvılcımmış. O kıvılcım içimdeki sönmeyen ateşi körükledi ve başardım.
Bugün memleketimden, sevdiklerimden ve alışık olduğum topraklardan çok uzaklarda, bir bozkır okulunda öğretmenim. Evet, belki uzağım ama o sınıfın kapısından içeri adım attığım her an, çocukların gözlerinde yeni bir ufuk açtığım her saniye yeniden doğuyorum. Anladım ki insan, ait olduğu yerde, çocukların saf sevgisinde kök salabiliyormuş.
Şimdi bu satırları okuyan tüm güzel yüreklere, Umut Vagonu’nun bir yolcusu olarak sesleniyorum:
Hayatta hiçbir şey için geç değil. Yeniden başlamaktan, yolda düşmekten, hata yapmaktan yahut geç kalmaktan asla korkmayın. Çünkü bazen en güzel yollar, tam bitti dediğimiz yerde yeniden başlar.